Haber Saat

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzmanlardan Önemli Açıklamalar

Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzmanlardan Önemli Açıklamalar

Haber Saat Haber Saat -
57 0
genetik ortaklıklar - Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzmanlardan Önemli Açıklamalar

İZMİR – Sağlık dünyasında önemli bir keşif, farklı organlarda ortaya çıkan meme ve prostat kanserlerinin aslında derin genetik bağlar taşıdığını ortaya koyuyor. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, bu iki kanser türünün yaygınlığına ve genetik temellerine dikkat çekerek, erken teşhis ve kişiye özel tedavi stratejileri için bu bağlantıların anlaşılmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.

BRCA Mutasyonları: Ortak Bir Risk Faktörü

Prof. Dr. Burak Turna’nın açıklamalarına göre, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, hem kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini artırırken, hem de erkeklerde daha genç yaşlarda agresif seyreden prostat kanseri riskini belirgin şekilde yükseltiyor. Bu durum, aile öyküsünün genetik değerlendirmelerde ne kadar merkezi bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Aile Öyküsü Neden Hayati Önem Taşıyor?

Uzmanlar, genetik değerlendirmelerde aile geçmişinin titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Örneğin, genç yaşta veya agresif tipte meme kanseri teşhisi konulan bir annede BRCA mutasyonu tespit edilmesi halinde, oğlunun da prostat kanseri riskine karşı genetik taramadan geçirilmesi öneriliyor. Benzer şekilde, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri tanısı almış bir babanın kızının da meme kanseri riskini artıran genetik yatkınlıklar açısından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bu karşılıklı etkileşim, kanser türleri arasındaki genetik ortaklıkların ne kadar karmaşık ve birbiriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Yüksek Sıklık Oranları Dikkat Çekiyor

Türkiye’de ve dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, her 8 kadından birini yaşamı boyunca tehdit ediyor. Erkeklerde ise en yaygın kanserlerden biri olan prostat kanseri, yaşam boyu görülme riski yüzde 12-15 civarında seyrediyor. Bu yüksek oranlar, iki kanser türünün altında yatan genetik ortaklıkların daha derinlemesine anlaşılmasını ve bu doğrultuda önleyici sağlık stratejilerinin geliştirilmesini zorunlu kılıyor.

Genetik Analizlerin Kapsamlı Rolü

Prof. Dr. Turna, genetik analizlerin sadece bireyin kanser riskini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda erken tanı süreçlerinin şekillendirilmesinde de kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Bu analizler sayesinde, gereksiz tedavilerin önüne geçilebiliyor, aile bireylerinin risk seviyeleri net bir şekilde ortaya konabiliyor. Ayrıca, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin planlanması için de genetik analizlerin önemi yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bu gelişmeler, kişiye özel onkoloji pratiğinin geleceğine ışık tutuyor.

habersaat.com.tr olarak, sağlık alanındaki bu önemli gelişmeleri sizlere aktarmaya devam edeceğiz. Bilimsel veriler ışığında, kanserle mücadelede doğru bilgilere ulaşmak en büyük önceliğimizdir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir